Seminerler:

Seminerler belirlenmiş bir konu hakkında bilgi aktarımıdır.  Semineri sunan uzmanın bilgi, araştırma sonuçları ya da deneyimlerinin katılımcılarla paylaşıldığı çalışmalardır. Seminerlerde katılımcı sayısı sınırlı değildir.

  • DUYMAK, DUYURMAAAAAK ve DUYULMAK

  • NİRENGİ ANADOLU SEMİNERLERİ - 10

  • İSTİYORUM, ÖYLEYSE VARIM

  • İKİ GÜNLÜK ATÖLYE ÇALIŞMASI

  • İLETİŞİM ÇAĞININ HASTALIĞI: İLİŞKİ-SİZ-LİK

  • DUYMAK, DUYURMAAAAAK ve DUYULMAK

  • BAKMAK GÖRMEK VE GÖRÜLMEK

  • NİRENGİ ANADOLU SEMİNERLERİ - IX

  • SANATLA TERAPİ ATÖLYE ÇALIŞMASI MASKELER

  • ISSIZ ADAMI SEÇEN KADINLAR

  • ‘ISSIZ ADAM’ IN ISSIZLIĞI Bölüm: I ERKEKLERİN YAKINLIK KORKUSU

  • BEDEN ÖYKÜLERİ: DANS/ HAREKET TERAPİSİ ATÖLYE ÇALIŞMASI

  • Keyifli ve Zorulu Bir Süreç Annelik

  • Bağımlılıktan Bağlılığa İlişkinin Yolculuğu

  • Arzunun Seyir Defteri

  • İlişkilerimizin Heykeltraşı mıyız?

  • Bu Kimin Arzusu?

  • DEĞERLER

  • EVET / HAYIR DİYEBİLMEK

  • Mış Gibi Yaşamlar



  •  



    • DUYMAK, DUYURMAAAAAK ve DUYULMAK

      Yakın ilişkilerimizde bize söylenenleri gerçekten duymak, kendi önyargı ve değerlendirmelerimizi katmadan dinlemeyi bilmektir.  Çoğunlukla duyduklarımızı  yalın bir kulakla dinlemez, kendi görüş ve yorumlarımızı söylenenlere katarız.  Bu da iletişimin durması,  ya da istenmeyen bir yöne gitmesine neden olabilir.
      Aynı şekilde, kendi düşünce ve duygularımızı dile getirmek, istek ve ihtiyaçlarımızı duyurmakta da zorluk çekeriz.  Bunu duyulacak bir uslupla dile getirmeyi ve kendimizi duyurmayı şekillendirebiliriz.
      Bu çalıştay duymak ve kendini duyurmak konularında yöntem ve becerileri öğrenmeye yönelik kısa süreli ve uygulamalı bir çalışmadır.

      • Duygu-Düşünce-Davranış nedir ve farkı?
      • Dinlemek ve duymak
      • Empati nedir? Ne değildir? Dinleme Becerisi
      • Duymaktaki engellerimiz: olumsuz iç konuşmalar, ön yargılarımız.
      • İfade etme becerisi: Kendimizi nasıl duyururuz?


      Uygulayıcı :

      Solmaz Havuz, Eğitimci

      05 Temmuz 2010
      Saat: 10.00 – 17.00 arası Pazartesi

      Ücret: 250 TL


    Başa Dön.




    • NİRENGİ ANADOLU SEMİNERLERİ - 10


      Rivayet olunur ki,
      kuşların hükümdarı olan
      Simurg Anka,
      bilgi ağacının dallarında yaşar ve
      her şeyi bilirmiş.
      Kuşlar, Simurg’a inanır ve
      onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş.
      Ancak Simurg’un yuvası,
      etekleri bulutların üzerinde olan Kafdağı’nın tepesindeymiş.
      Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekiyormuş.
      Yol uzun, yolculuksa zorluymuş. Öncelikle Aşk Denizinden geçmiş, Ayrılık Vadisinden uçmuşlar...
      Hırs Ovasını aşıp,
      Kıskançlık Gölüne sapmışlar...
      Kimi hırslanıp ovaya düşmüş,
      kimiyse kıskanıp göle batmış.. Yolculuk bittiğinde,
      Kaf Dağı'nın ardına
      sadece 30 kuş varabilmiş
      ancak Simurg'u orada bulamamışlar... Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş... Simurg Anka,
      "otuz kuş" demekmiş.
      Meğerse onların her biri
      Simurg’muş.

       

      Kapadokya – Üçhisar
      13 – 16 Mayıs 2010

      Masal kahramanları çocukluğumuzun hayallerini süsler, pop starlar da ergenlik düşlerimizi... İleriki yaşlarımızdaysa okuduğumuz romanlar, gördüğümüz filmlerin kimi erkek veya kadın kahramanıyla özdeşleşir, hayalî kader birlikleri yaşarız.

      Bu hafta sonu semineri; bizi etkileyen masal, öykü, roman veya film kahramanlarından hareketle öz’ümüzü arayış sürecidir. Kapadokya’nın olağan üstü doğasından esinlenerek hayal gücü, keşif heyecanı, hayranlık ve serüven duygularının sözel ve yaratıcı ifadelerle harmanlanacağı bu seminerde, kendi masallarımız üzerinden içsel bir keşif yolculuğuna çıkacağız.

      Katılımcıların etkilenmiş olduğu masal, hikaye, roman veya özdeşleştikleri öykü ya da film kahramanlarını düşünsel olarak hazırlamaları çalışmaya boyut katacaktır.  Bu konudaki okuma önerilerimiz kayıt dosyamızdadır.

      Uygulayıcılar :
      Leyla Navaro, Uzm. Dan. Psikolog
      Solmaz Havuz, Eğitimci  
      Rina Büberoğlu, Uzm. Sanat Terapisti                  

      Tarih: 13 – 16 Mayıs 2010

           

      KATILIM KOŞULLARI

      Seminere katılım bedeli:

      630 TL (Kesin kayıt için 30 Nisan’a kadar ödemenin tamamlanması gerekir)

      Hesap no:
      NİRENGİ KİŞİSEL GELİŞME EĞİTİM VE PSİ. DAN. LTD. ŞTİ.
      GARANTİ BANKASI – ORTAKÖY ŞUBESİ (135)
      TR190006200013500006200817
      HESAP NO: 6200817 TL HESABI

       

      Konaklama bedeli:

      Les Maisons de Cappadoce, Üçhisar-  www.cappadoce.com
      3 gece x 4 gün= 150 Euro
      (kişi başı, iki kişilik odada, oda+kahvaltı)
      (Rezervasyon 10 Nisan’a kadardır. Bu tarihe kadar otel bedeli yatırılmalıdır)

      Otel hesap no: 

      SEMİRAMİS A.Ş.
      GARANTI BANKASI – ÜRGÜP ŞUBESİ (1041)
      TR690006200104100006299953
      HESAP NO: 6299953 TL HESABI

       

       

      Ulaşım bedeli:
      Uçak gidiş/dönüş 150 TL
      Pegasus Havayollarıyla Sabiha Gökçen Havaalanından

      Istanbul/Kayseri 13 Mayıs Perşembe kalkış 08:40 varış 10:00
      Kayseri/Istanbul 16 Mayıs Pazar kalkış 20:35 varış 21:55

      tarihlerinde bir grup ön rezervasyonu yapılmıştır.
      (10 Nisan’a kadar uçak biletinin ödenmesi gerekmektedir)

      Uçak bileti hesap no:
      MORİS TURİZM A.Ş.  
      GARANTİ BANKASI - HARBİYE ŞUBESİ (078)
      HESAP NO: 6299690  TL
      TR17 0006 2000 0780 0006 2996 90   TL                
              

      Ulaşım, kayıt ve daha fazla bilgi için:
      Sebahat Yavuz

      0.212.258 9251
      0.212.261 6833
      0.533.470 9598

      www.nirengi.com.tr   

      nirengi@nirengi.com.tr

      Başa Dön.



    • İSTİYORUM, ÖYLEYSE VARIM!

      “Zerrelerimden taşıyor yaşamak arzusu
         Şahit olsun güneş ve ay

            Denizler mürekkep
               
      Evreni boşuyorum!...”

      İstemek,  arzu etmek, istenileni gerçekleştirmek için çaba gösterip, mücadele etmek yaşam enerjisidir.
      Almodovar bir filmindeki karakterine şunu söyletir: “Hayallerimize ne kadar çok benzersek o kadar sahici oluruz.”
      İnsanı kendine yabancılaştıran süperegosu ve onu besleyen sistemler yaşamını ‘meli – malı’ lara endekslerken, kendine karşı sorumlu ve özgür olmayı seçebilen birey “istiyorum” diyerek kendini vareder.
      İstek ve emellerimizden vazgeçiş ise bir nevi yaşamdan da vazgeçmek anlamına gelir, günlük yaşama anlamsızlık, solgunluk, boşluk ve depresyon yükler.
      Bu söyleşi, istek ve arzularımızın varoluşçu anlamları ve yaşama izdüşümlerine değinmek üzere hazırlanmıştır.

      Sunanlar
      :
      Leyla Navaro, Uzm. Dan.Psikolog,
      Vahide Ersü, Uzman Klinik Psikolog

      03 Aralık ‘09 Perşembe
      Saat: 18.30 – 20.30


    Başa Dön.




    • İKİ GÜNLÜK ATÖLYE ÇALIŞMASI

      * İçimizdeki Gücü Keşfetme Sanatı

      … her şey dalgalanırken, en büyük desteğiniz gücünüz
      Birey ve gruplar, kendi güçlerini anladıkça iç ve dış kaynaklarına erişerek, kendi hayatlarını kontrol edebilme yetisine erişir.
      Ancak öz gücünü anlayan insanlar ve topluluklar, en yüksek arzu ve hedeflerine ulaşabilme becerisini geliştirir.
      Gücünüzü sahiplenin!
      Gücünü sahiplenmeyen kişiler lider olamaz!  Semboller, metaforlar, oyun ve sanatsal aktiviteler ile “güç” kavramını irdeleyeceğiz. “Kendi gücümüze” bakışımızı yenileyeceğimiz, “güç” alıp “güç” vereceğimiz bir yaratma sürecine gireceğiz.
      Hayatınızın “lideri” kim?
      Liderlikle ilgili en son evrensel teorileri paylaşacağız. İçimizdeki “otantik lidere” ses verip, onunla diyaloğa geçecek, “lider benliğimizi” güçlendirecek yaratıcı yöntemleri  keşfedeceğiz.


      Uygulayıcı:

      Songül Vardar, Gelişim Koçu, Eğitimci, İfadesel Sanatlar Danışmanı


      Songül  Vardar Kimdir?
      Uluslar arası reklam ve pazarlama şirketlerindeki yöneticilik deneyimini koçluk ve eğitim uygulamaları ile organizasyonel gelişim projelerine aktarmaktadır. ODTÜ Kamu Yönetimi’nin ardından, Gestalt Psikolojisi sertifika programını, İfadesel Sanat Terapisi ve Sosyal Değişim masterını ve en son da Koçluk Sanatı ve Bilimi programını tamamladı. Vancouver, Kanada’da bir süre Sanat Terapisti olarak görev yaptı. Ardından, University of British Columbia’da The Art of Empowerment programını hayata geçirdi. Halen Vancouver’da yaşamakta, kişisel ve kurumsal koçluğun yanı sıra, liderlik ve yaratıcılık programları düzenlemektedir. Songül Vardar’ın çalışmaları, özellikle iş ve kariyer yaşamında fark yaratmak isteyen bireylerin yanı sıra, kurumlarda pozitif organizasyonel gelişimi desteklemektedir.

      • Programın  orijinal ismi “The Art of Empowerment” olup,University of British Columbia’da  eğitimler ve koçluktan oluşan bir “yaratıcı liderlik” programı olarak  geçekleştirilmiştir, halen Vancouver’da devam  etmektedir.

      10-11 Ekim, ‘09  C.tesi/Pazar
      Saat: 10.00-16.30

      Başa Dön.




    • İLETİŞİM ÇAĞININ HASTALIĞI: İLİŞKİ-SİZ-LİK

      Seminerler (2 saat)

      İnsanın Sevginin ve İlişkinin sanal tanımlarına doğru değişen dünyası
      İletişim teknolojisi, sınır tanımayan bir şekilde gelişirken, insan ilişkileri de aynı oranda gelişiyor mu?
      Artan iletişim kaynaklarının insan ilişkilerine kattığı nedir? Ödenen bir bedel var mıdır?

      Sunan
      :
      Vahide Ersü, Uzman Klinik Psikolog


    Başa Dön.



    • DUYMAK, DUYURMAAAAAK ve DUYULMAK

      Yakın ilişkilerimizde bize söylenenleri gerçekten duymak, kendi önyargı ve değerlendirmelerimizi katmadan dinlemeyi bilmektir.  Çoğunlukla duyduklarımızı  yalın bir kulakla dinlemez, kendi görüş ve yorumlarımızı söylenenlere katarız.  Bu da iletişimin durması,  ya da istenmeyen bir yöne gitmesine neden olabilir.
      Aynı şekilde, kendi düşünce ve duygularımızı dile getirmek, istek ve ihtiyaçlarımızı duyurmakta da zorluk çekeriz.  Bunu duyulacak bir uslupla dile getirmeyi ve kendimizi duyurmayı şekillendirebiliriz.
      Bu çalıştay duymak ve kendini duyurmak konularında yöntem ve becerileri öğrenmeye yönelik kısa süreli ve uygulamalı bir çalışmadır.
      ·        Duygu-Düşünce-Davranış nedir ve farkı?
      ·        Dinlemek ve duymak
      ·        Empati nedir? Ne değildir? Dinleme Becerisi
      ·        Duymaktaki engellerimiz: olumsuz iç konuşmalar, ön yargılarımız.
      ·        İfade etme becerisi: Kendimizi nasıl duyururuz?

      Uygulayıcı :
      Solmaz Havuz, Eğitimci

      Tarih:
      15 Ağustos 2009, Cumartesi

      Saat:
      10.00-17.00


    Başa Dön.



    • Bakmak, Görmek ve Görülmek

      Katılamayanlar ve pekiştirmek isteyenler için

      Hızlandırılmış grup çalışması: BAKMAK GÖRMEK VE GÖRÜLMEK

      Dilden önce göz, sözden önce bakış vardı… Önce bakmayı, sonra görmeyi, sonra da gördüklerimizi anlamlandırıp,  ürettiğimiz anlamları koşullamayı öğrendik.
      Bakmak, görmek ve görülmek: doğumdan itibaren içinde büyüdüğümüz,  geliştirdiğimiz ya da körelttiğimiz bu işlevler, yaşadığımız kültürün etkisiyle koşullanıp doğallığını yitirir.  Yönlendirilmiş bakışlar, seçici görüş, koşullanmış gözlemler, aktif ve pasif bakma eylemleriyle görme yetilerimiz daralır, fakirleşir.
      Görülme arzusu ise var oluşla ilgilidir: evrende var olma, fark edilme, biricik hissetme, dünyada sahne alma, seyredilme ihtiyacıdır.  Görülmenin destek ya da yergi gördüğü aile/çevre kültürü ve toplumsal cinsiyet rolleriyle ilintilidir.  Toplum erkeklerde aktif, kadınlardaysa pasif bakışı destekler, yani erkekler görür, kadınlarsa görülür. Berger’in tanımlamasıyla “erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler”.
      Bu atölye çalışması bakmak, görmek ve görülmek eylemlerinin günlük yaşamımızdaki önemini, davranış ve ilişkilerimizi ne denli etkilediğini, aktif ve pasif bakışları, görme ve görülme arzusu ile birlikte farkedilmek, seyredilmek, sahne almanın haz ve kaygılarını işlemek üzere kurgulanmıştır.

      Bu çalışmanın 1.5 saatlik takip toplantısının tarihi grupla birlikte saptanacaktır.

      Uygulayıcılar :
      Leyla Navaro, Uzm. Dan. Psikolog
      Solmaz Havuz, Eğitimci

      Tarih:
      05 Haziran ’09

      Saat:
      10:00 – 17:00

      Katılım Ücreti:

      250 TL


    Başa Dön.



  • Nirengi Anadolu Seminerleri - IX / Bakmak, Görmek ve Görülmek

    Dilden önce göz, sözden önce bakış vardı… Önce bakmayı, sonra görmeyi, sonra da gördüklerimizi anlamlandırıp, ürettiğimiz anlamları koşullamayı öğrendik.

    Bakmak, görmek ve görülmek: doğumdan itibaren içinde büyüdüğümüz, geliştirdiğimiz ya da körelttiğimiz bu işlevler, yaşadığımız kültürün etkisiyle koşullanıp doğallığını yitirir. Yönlendirilmiş bakışlar, seçici görüş, koşullanmış gözlemler, aktif ve pasif bakma eylemleriyle görme yetilerimiz daralır, fakirleşir.

    Görülme arzusu ise var oluşla ilgilidir: evrende var olma, fark edilme, biricik hissetme, dünyada sahne alma, seyredilme ihtiyacıdır. Görülmenin destek ya da yergi gördüğü aile/çevre kültürü ve toplumsal cinsiyet rolleriyle ilintilidir. Toplum erkeklerde aktif, kadınlardaysa pasif bakışı destekler, yani erkekler görür, kadınlarsa görülür. Berger’in tanımlamasıyla “erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler”.

    Bu atölye çalışması bakmak, görmek ve görülmek eylemlerinin günlük yaşamımızdaki önemini, davranış ve ilişkilerimizi ne denli etkilediğini, aktif ve pasif bakışları, görme ve görülme arzusu ile birlikte farkedilmek, seyredilmek, sahne almanın haz ve kaygılarını işlemek üzere kurgulanmıştır.

    Uygulayıcılar :
    Leyla Navaro, Uzm. Dan. Psikolog
    Solmaz Havuz, Eğitimci
    Rina L. Büberoğlu, Sanat Terapisti

    Tarih:
    01-02-03 Mayıs ’09
    Yer:
    Safranbolu, Selvili Köşk

    Katılım koşulları :

  • Kesin rezervasyon için otel ve seminere katılım ücretinin 30 Mart’a kadar ödenmesi gerekmektedir.
  • İki kişilik odada tek kişi konaklama fiyatı %50 artışa tabidir.
  • Gidiş -geliş ücreti ileri bir tarihte duyurulacaktır.
  • Dileyen katılımcılara :
    John Berger ‘Görme Biçimleri’
    Jose Saramago ‘Körlük’      kitapların okunması önerilir.




  • Başa Dön.




  • ISSIZ ADAMI SEÇEN KADINLAR

    Maskelerin gizil bir gücü vardır. Dünyanın farklı ülke ve çeşitli kültürlerinde maskeler performans, eğlence ya da ritüel amaçlı kullanılır. Bu atölye çalışmasında, maske yapımı ve kullanımının sanatla terapi süreçlerine iz düşümü ve sağaltıcı etkilerini çalışacağız. Maskelerin arkasına gizlenme ve tekrar görünmenin karmaşık oyununa alan tanıyarak çalışmayı derinleştireceğiz.

    Yanınızda kullanabileceğiniz çeşitli malzemeleri (kumaş, bez parçaları, ip, yün, tüyler, deniz kabukları, vb) getirmenizi ve rahat kıyafetle gelmenizi öneririz.

    Uygulayıcı :
    Rina Büberoğlu, Sanat Terapisti

    Tarih:
    27 Şubat 2009 Cuma 14.00 – 17.00
    28 Şubat 2009 Cumartesi 10.00 – 17.00
    01 Mart 2009 Pazar 10.00 – 14.00

    Yerlerimiz kısıtlı olduğu için önceden 0.212.258 92 51 – 0.533.470 95 98 nolu telefonlardan Sebahat Yavuz’a kayıt yaptırmanız gerekmektedir.




    Başa Dön.






  • ISSIZ ADAMI SEÇEN KADINLAR

    “Issız Adam” film karakterleri üzerinden, romantik ilişki içinde erkeğin yakınlık korkusunu tartıştığımız, ilk seminerin devamı olan bu seminerde, madalyonun öteki yüzündeki kadını konuşacağız.

    Bu seminer, ıssız adamı seçmiş olan kadının yakınlık ve bağlanma ihtiyaçları ile yaşadığı ilişkiyi ve ilişkinin bitişini yaratmadaki rolüne bakmayı amaçlamaktadır.


    Sunucu :
    Vahide Ersü, Klinik Psikolog

    Tarih:
    05 Şubat 2009, Perşembe

    Saat:
    18.30

    Yerlerimiz kısıtlı olduğu için önceden 0.212.258 92 51 – 0.533.470 95 98 nolu telefonlardan Sebahat Yavuz’a kayıt yaptırmanız gerekmektedir.




    Başa Dön.





  • ‘ISSIZ ADAM’ IN ISSIZLIĞI Bölüm: I ERKEKLERİN YAKINLIK KORKUSU

    Yakınlık, içtenlikli ilişki kurma ve duygu paylaşımı her ne kadar, erkek ya da kadın, önemli bir ihtiyacımızsa da, her iki cinsin bu tür yakınlığa bakış açısıyla, ilişki içinde varoluş tarzları genelde farklı yaşanır. Erkekler genelde kadınlarla olduğu kadar, hemcinsleriyle de yakınlıktan ürker; duygularını içtenlikle açıklayıp yakınlaşmaktansa, kaçmayı, içine kapanmayı tercih eder çoğunlukla.. Yalnızlık toplumsal erkek imgesinin özenilen, hatta ‘bireysel özgürlük’ adına ‘erkeksi’ ‘güçlü’ ve övünülür gibi resmedilen bir duruşunu simgeler.

    Bu seminer, erkeklerin yalnızlık kavramları, bağlanma korkuları, ilişki ve yakınlıktan kaygılarının nedenlerini gelişim süreçleri içinde ve aile rol örnekleriyle anlamak, toplumsal erkeklik beklentilerinin etkilerini açıklamak üzerine kurulmuştur. ‘Issız Adam’ film karakterleri üzerinden erkeklerle kadınların bağlanma, yakın ilişki içinde varolma, yakınlık ve içtenlik ihtiyaç ve duruşlarındaki farklılıkları okumayı ve tartışmayı amaçlamaktadır.


    Sunum :
    Leyla NAVARO, Uzm. Dan. Psikolog

    Tarih:
    25 Aralık ‘08 Perşembe

    Saat:
    18.30

    Bu seminerin 2.ci bölümü Ocak ayında...

    Bölüm II : MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ : ‘ISSIZ ADAM’I SEÇEN KADINLAR

    Sunum:

    Vahide Ersu var der Gaast

    Tarih:
    Ocak ‘09


    Başa Dön.




  • BEDEN ÖYKÜLERİ: DANS/ HAREKET TERAPİSİ ATÖLYE ÇALIŞMASI

    Sözcüklerle ifade edemediğimiz pek çok yaşantı, duygu, anı bedenimizde saklanır. Dans/hareket terapisi yöntemlerini kullanacağımız bu atölye çalışmasında kendi beden imgemizi araştıracağız, bedenimizde sakladığımız öyküleri, bedenimizle ilgili yazdığımız öyküleri dillendirmenin yollarını araştıracağız.

    Bu atölye çalışmasına katılabilmek için herhangi bir dans deneyimine sahip olmak gerekli değildir.

    Uygulayıcı :
    Dr. Zeynep Çatay, Klinik Psikolog, Dans Terapisti

    Tarih:
    31 Ocak 2009 Cumartesi

    Saat:
    14.00 – 17.00

    Katılımcı sayısı 12 kişi ile sınırlıdır.

    Yer:

    Robert Kolej Mezunlar Derneği Bizim Tepe, Çatı Salon Kuruçeşme Mah. Lale Sok. No:37 Kuruçeşme / İstanbul Tel: 212-257 88 34

    Kayıt yaptırmak için 0.212.258 92 51 – 0.212.261 68 33 veya 0.533.470 95 98 nolu telefonlardan Sebahat Yavuz’u arayabilirsiniz.


    Başa Dön.




  • KEYİFLİ VE ZORLU BİR SÜREÇ: ANNELİK

    Pembe ve mavi hayallerle süslenen dokuz aylık bekleyişten sonra aileniz genişliyor ve büyüyor. Bu yeni dönem özellikle anne için hem keyifli hem de yorucudur. Anneliğin sadece pozitif yanlarının ön plana çıktığı bekleyişten sonra, yeni hayatla ( gerçeklerle) karşılaşmak kimi anne için zorlayıcı olabilir. Yaşamın bu özel döneminde anneyi birçok değişiklik ve belirsizlik bekler. Bu değişim ve belirsizlikler kişinin duygu dünyasında önemli duygulanım ve açmazlara neden olur
    Bu seminer çalışmasının konusu anneliği, anne olmanın keyifli taraflarıyla zorlu taraflarını konuşabilmek. “Annelik kutsaldır ve sorgulanamaz, bu konuda olumsuz bir şey söylenemez” söyleminin dışına çıkıp her şeyden önce bir insan, bir kadın olarak kendimizi tanımlayabilmektir.

    Uygulayıcı :
    Ayşe Gür Turaboğlu, Uzman Psikolojik Danışman

    Tarih:
    08 Ocak 2009

    Saat:
    18.30 - 20.00

    Başa Dön.


  • BAĞIMLILIKTAN BAĞLILIĞA İLİŞKİNİN YOLCULUĞU

  • ‘Sevgi korkunun gölgesinde büyüyemez’

    Yakın ilişki insanoğlunun sağlıklı ruh yapısının bir vazgeçilmezidir. İnsan ilişki içinde var olur ve olmayı öğrenir. Herbirimiz bağlanma içgüdüsü ile doğar ve “beşikten – mezara” bu ihtiyacı taşırız. Aynı zamanda geçmiş ilişkilerimizin gölgesinden bir o kadar da korkar incinmek, acı çekmek ve ayrılıktan da ürkeriz. Karşı cinsle kurulan yakın ilişki yetişkin insanın gelişim sürecinde ilk bağlanma ilişkisi olan anne/çocuk ilişkisinin bir yansımasıdır. Bağımlılıkla yaşanan bu süreç, bağlılığa doğru büyüyerek duygusal/zihinsel gelişimimizin temelini oluşturur. İlişki korkumuz ne kadar büyükse bağımlılığımız da bir o kadardır.

    Bireyselliğimizi koruyarak duyarlı ve etkilenmeye açık bir ilişki içinde büyümek ümidi bu seminerin ortaya çıkış nedenidir.

    Sunucu :

    Vahide Ersü, Klinik Psikolog / Çift Terapisti
    6 Kasım 2008 Perşembe, 19.00 – 21.00

    Başa Dön.


  • ARZUNUN SEYİR DEFTERİ

    Bozcaada , 9-10-11 Mayıs 2008

  • ‘Arzularını gerçekleştirebilen her anne (ebeveyn) çocuklarının da kendi arzularını gerçekleştirmesine izin verir’
    Jessica Benjamin (Sevgi Bağları)

    Arzular yapmak istediklerimizi, yapamadıklarımızı, düşlerimizi, kimi zaman da en derin istek ve ihtiyaçlarımızı simgeler. Psikanalist Lacan’a göre arzu bir eksiğin göstergesidir. Arzularını tanımlamak ve dile getirmek kültürel ve sosyal olarak her daim kabul görmez, bu görmeyişin ardında aile ve toplum değerleri kadar, toplumsal cinsiyet rolleri, yani kadın ya da erkek olarak varoluşumuz da önemli etkenlerdendir. Aile söyleminde gerek dile gelmiş gerekse açıklanmamış arzular aile bireyleri ve özellikle çocuklar tarafından kayda geçer. Yetişkin yaşamımızda aslında kimin arzusunu gerçekleştirmekte olduğumuz, ya da hangi etken nedeniyle öz arzularımızı tanımlamak ve gerçekleştirmekte zorlandığımızı keşfetmek önemlidir.

    Bu çalışma arzularımızın bir seyir defteri olmayı amaçlamaktadır. Hangi istek ve arzulara sahip olduğumuz, bunların neyi ve kimi simgelediği, hangi arzularımıza ket vurduğumuz ve nedenleri, hangilerini gerçekleştirebileceğimiz bu çalışmanın kapsamındadır.

    Çalışma çeşitli sanat malzemeleri, hareket ve dans ifadeleriyle zenginleştirilmiş bir hafta sonu kişisel gelişme serüvenidir.

    Uygulamalı seminer

    Uygulayıcılar :
    Leyla Navaro, Uzm. Dan. Psikolog
    Solmaz Havuz, Uzm. Eğitimci


    Başa Dön.

  • İLİŞKİLERİMİZİN HEYKELTRAŞI MIYIZ?

  • Acaba ilişkide olduğumuz kişileri biz mi yaratıyoruz? Veya onları ihtiyaçlarımıza göre seçip sonradan şekillendiriyor muyuz? Yakın ilişkide olduğumuz kişileri farklı ilişkiler içinde izleyince, aşina olmadığımız yüzlerini fark etmek bizi şaşırtıyor mu?

    Her ne kadar kişiler oldukları gibi görünse de, her ilişkinin tetiklediği ve ortaya çıkmasına neden olduğu özellikleri farklıdır. Bu tür tetiklemeler bizim de çoğunlukla farkında olmadığımız bilinçaltı süreçler içinde oluşur. Sonuçta ilişkide olduğumuz kişilerin sadece belirli yönleriyle iletişimde olur, geri kalan özelliklerini ya fark etmez veya görmezden geliriz. Ya da en çok ihtiyacımız olan veya en korktuğumuz özellikleri farkına varmadan yanımızdakine yükleriz.

    Yakın ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğimizin farkına varmak çok önemli bir bilgi ve bilinç kaynağıdır. Örneğin, bize ‘acımasız, duyarsız, sevgisiz, öfkeli’ görünen bir kişinin farklı bir ilişkide mutlaka bu niteliklerle varolmadığını görmek, bu kişiye hangi özellikleri yüklediğimizi ve bunun nedenlerini fark etmek bilinç geliştirici bir süreç olabilir.

    Bu seminer ilişkiler içinde nasıl varolduğumuz, yakın ilişkilerimizdeki sorunların ne kadarına katılıp nasıl bir rol oynadığımızla ilgili ipuçlarına değinecektir.

    Uygulamalı seminer
    Uygulayıcı : Leyla Navaro, Uzm. Dan.Psikolog
    Tarih:  Perşembe, 27 Mart 2008
    Saat: 18:30

    Başa Dön.

  • Bu Kimin Arzusu?

  • Arzularımızın gerçek sahibi miyiz? Hissettiğimiz arzu gerçekten özümüzde içtenlikle istediğimiz mi? Yoksa bir başkasının gözünde kıvılcımlanan arzuyu mu benimseyip sahipleniyoruz? Belki de içinde olduğumuz dönemin, toplumun, paylaştığımız çevrenin arzularını kendi isteğimiz sanıyoruz? Ya da farkında olmadan annemiz, ya da babamızın arzularını mı gerçekleştirmekteye çalışıyoruz?

    Bu seminer arzularımıza doğru bir keşif yolculuğudur. Arzunun oluşumu, nesiller arası geçişi, dönemsel ve toplumsal arzuların etkisi tartışılacak, arzu etme ve edilme, istek ve arzusunun peşinden gidip gidememe konularında kadın/erkek farklılıklarına değinilecektir.

    Seminer sunum, uygulama ve paylaşım içerir.

    Uygulayıcı : Leyla Navaro, Uzman Danışman Psikolog
    Tarih: 10 Ocak, Perşembe / 18:30 – 20:30

    Başa Dön.


  • Mış Gibi Yaşamlar

  • Ağaç vardır. İnsansa var olur. "Buket Uzuner"

    Mutluy ‘muş gibi’ yaşamak, her şey yolunday ‘mış gibi’ yapmak, güçsüz ‘müş gibi’ davranmak, seviyor ‘muş gibi’…. hayal kuruyor ‘muş gibi’…… memnun‘muş gibi’….. haz ve zevk alıyor ‘muş gibi’ yaşamak……..
    ‘mış gibi’ yaşamak bazen gerçek ile görünüşte olanın farklı olması, bazen kişinin kendisi ile ilişkisinin farkında olmaması, bazen de kişinin korku ve kaygılarından dolayı kendi ile ilişkisi yokmuş gibi davranmasıdır. Ancak ‘mış gibi’ yaşamanın sonuçları vardır. ‘mış gibi’ yaşamak seçimlerimizi elimizden alır ve tutkularımızı köreltir. Bu çalışma  kişinin kendinin ‘mış gibi’ alanlarını keşfetmesine ve bu bilgileri  kendine öncü olarak kullanmasına destek verir.

  • İlişkilerimizde kendimiz olmaya ne kadar izin veriyoruz,

  • İlişkilerimizde ‘mış gibi’ yaptığımızın ne kadar farkındayız,

  • Dürüstlük, sır saklamak ve mahremiyetin ‘mış gibi’ yaşamlardaki yeri.

  • ‘mış gibi’ yaşamanın avantaj ve dezavantajları.


  • Uygulayan : Solmaz HAVUZ, Eğitimci
    Tarih: 14 Nisan 2007
    Saat: 10:00 - 17:00

    Başa Dön.

  • EVET / HAYIR DİYEBİLMEK
  • “Gerektiğinde rahatça evet/hayır diyebilmek bir özgürlüktür”

    İstemediğiniz davranışlara, ‘hayır’ diyemediğiniz için ‘evet’ demek zorunda kalıyorsanız, veya hayır dediğinizde suçluluk duyuyorsanız, ‘evet’ demek için can attığınız konularda, sessiz kalıyor ve evet diyemiyorsanız, duygu ve düşüncelerinizi rahatça açıklayıp sorumluluk alamıyorsanız, bu çalışmada siz de olmalısınız.


    Uygulayıcı : Solmaz Havuz, Eğitimci
    Tarih: 18 Temmuz Çarşamba, 18,00 - 21,00

    Başa Dön.

  • DEĞERLER
  • “Her insan bir değer ve değer sistemine sahiptir.”
    Rokeach

    Değerlerimiz bizi ve ilişkilerimizi yönetirler. Başkalarını değerlendirirken sahip olduğumuz değerlerimizi kullanırız. Çünkü değerlerimiz bize bir yol çizer. Ve bize göre bu yol ideal olandır.

    Kişinin sahip olduğu değerler onun davranışlarını yönlendirir. Davranışları anlamanın bir yolu da değerlerimizi ve yaşantımızdaki önemini/önemsizliğini bilmektir.

    Bu çalışma kendi değerlerini bilmek, nereden geldiklerini keşfetmek, değer çatışmalarının kaynağını görmek isteyenlere yöneliktir.


    Uygulayıcı : Solmaz Havuz, Eğitimci
    Tarih: 01 Ağustos 2007 Çarşamba
    Saat: 16.00 – 19.00

    Başa Dön.